28 11 2012

Babama..

çocuk olmak istiyorum tekrar oyuncaklarım olsun istiyorum.. bez bebekler,maket binalar kırmasın istiyorum birileri ve kırılmamak hayata körebe oynamak olumsuzluklarla, görmemek hayatın zalimliğini.. ve yakan top acılarla..daha az yaralanmak adına, hayatta tek görevim dişlerimi fırçalamak ve erken uyumak olsun.. mutlu olayım bir kağıt helva alınca  yada kumbarama bi yüzlük atınca.. evet! çocuk olmak istiyorum tekrar.. çünkü benim çocukluğumda babam da var..... Devamı

04 11 2012

- Bir İnsanı Unutmak -

  Hiç bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı hiç ?  Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi, her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.  Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, ne kadar katlanılmaz bir  gerçek değil mi sen hala bu kadar sevgili iken ? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek.. Çok kötü değil mi ? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek, artık sonunun “Pi” hali değil mi ? Biliyorsun değil mi ? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur değil mi ? Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sen de biliyorsun değil mi bunları ? Bir sinema koltuğunda sen de iki kişi gibi oturdun mu hiç ? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına ? Güzel bir cafe keşfettiğinde, güzel bir film seyrettiğinde, güzel bir şarkı dinlediğinde güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla ? Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada ? Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi ? Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün oldu mu hiç ? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan nefret edemediğin zaman... Devamı

03 11 2012

Yarım Yamalak

  Gecenin yarısı bir kitabın orta yerinden başlamak gibiydi seninle birlikte olmak. Başını anlamadan sona yaklaşmak.  Sonunu okuyamadan uyuyakalmak. Ve uyandığında kaldığın sayfayı karıştırmak.  İşte böyle bir şeydi seni yaşamak. Yarım yamalak ..   Can Yücel Devamı

30 10 2012

Dâhi .

    Hiç dâhi biriyle tanışmadım. Bana göre dâhi, nefret ettiği bir işte başarılı olandır. Sonuçta sevdiği işte herkes başarılı olur - sadece sevebileceğiniz bir konu bulmak meselesi.   Clint Eastwood Devamı

22 10 2012

Şeker Portakalı

Şeker Portakalı |  görsel 1

  Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın yüreğini paralayan ve sırrını kimseye anlatmadan birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbürüne çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.   Devamı

19 10 2012

Baba Mirası .

  Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız. 5 dk. konuştuk. İngiltere'de profösüründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler. Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara'da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9,75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarıda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı. “Üstü kalsın kardeşim” dedim. Döndü bana doğru: “Vaktin var mı ağabey?” dedi. “Evet” dedim (tek ayağım hala dışarıda) Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 kuruş uzattı. Belli ki para bozdurmuş. “Birader” dedim,”9,75 değil,10,50 yazsa ister miydin 50 kuruş, benden?” -Ne alacağım ağabey 50 kuruşu -Peki niye gittin 25 kuruş için, o kadar uğraştın, üstü kalsın demiştim. Döndü bana, attı kolunu arkaya: -Vaktin var mı ağabey -Var -Çek kapıyı o zaman. Ağabey, biz Keçiören'de 5 kardeşiz. Babam rençberdi benim, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize “Durun kalkmayın” derdi. Önce dua e... Devamı

19 10 2012

Kapitalizm

Kapitalizm |  görsel 1

Devamı

19 10 2012

...

... |  görsel 1

Bazı şeyler hep görmezden geliniyor . Devamı

18 10 2012

Usta .

Usta . |  görsel 1

  Ustaya başarısının sırrını sormuşlar. İki kelime demiş, doğru kararlar.. Hepimizden farklı olarak, sürekli doğru kararları nasıl alabildiğini sormuşlar. Tek kelime demiş, tecrübe.. İyi de kardeşim bu tecrübe denen şeyin sırrı neymiş ? Usta, derin bir iç geçirmiş ve şöyle demiş ; yanlış kararlar... ... Devamı

18 10 2012

Seksendört - Dokunma

Orhan Gencebay bir başka. Seksendört de çok güzel yorumlamış.   Devamı

17 10 2012

Profesör .

Profesör . |  görsel 1

Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bir kaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında hiç bir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis toplarıyla doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler.  Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını çalkalayar ak kavanoza döker. Böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar. Onlar da evet doldu derler.  Profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabi ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler de koro halinde yine evet cevabını verirler.  Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır. Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler güler.   Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek evet der, ben bu kavanozun bizlerin hayatımızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım. Şöyle ki ; bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir, yani aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeyler. Diğer şeyleri kaybetseniz de, b u önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir. İşiniz, eviniz, arabanız vs.. Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir. Şayet kavanoza önce kum doldurursanız, çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yer kalmaz. Aynı şey hayatımız iç... Devamı

17 10 2012

Hamster

Hamster |  görsel 1

Hayvanları çok severim. Özellikle hamsterları (: 3 sene önce 3 tane hamster'ım vardı, yavruları falan da oldu.  Bazıları büyümeden öldü, hastalardı :( Kalanları da pet shop'a verdik. Sonra ilk hamster'larımdan birisi öldü :( En sonunda hepsini pet shop'a verdik. Öyle maceralarım oldu işte.. Çok sevimlilerdi, burunlarını öperdim hep :D Yine bir hamster almak istiyorum, ama korkuyorum eskisi gibi olursa diye..   Devamı

17 10 2012

Tamamen beni anlattığını düşündüğüm o sözler ..

  Söylemezdin tüm o sözleri, görseydin en gerçek halimi. Artık önemi yok . Her yanlışta doğar bir doğru. Belki de böyle olmalıydı bu. Boşver, ziyanı yok . Başka birine kendimi anlatmak, başka birine duvarlarımı yıkmak, başka tenlerde aşkı aramak, inan istemem artık .. Zor, duramam ayakta hr gün kırılıpta. Zor, aşk yaşanmıyor her gün her an yanılıpta. Her giden bir parça çalıyor benden, yarım kalanlara rağmen . Yok, bağırma sakın hiç şimdi alınıpta. Yok, üstüme gelme hiç eskiye sarılıpta. Her acı bir günah siliyor benden, yarım kalanlara rağmen . Şimdi yaramı sarmam gerek, aşkla aramı yapmam gerek. Kime inanmalı ?   http://www.youtube.com/watch?v=ZhZ88Axf-xE ...  ... Devamı

17 10 2012

Fırat TanışŸ - Yani

Yani olmuyor, olmuyor istesem de .. Devamı

17 10 2012

Hayat Güzeldir .

La Vita é Bella (Life is Beautiful) 1997 yapımı, birçok ödüle sahip, İtalyan drama filmi. II. Dünya Savaşı ile değişen hayatlar, Yahudi kampları .. Guido, Giosué ve Dora'nın, aile, dram, aşk, savaş ve tarihle iç içe hikayeleri .. Herşeyin bir oyun olduğuna inandırmak .. İzlenmesi gereken ilk 3 film arasında benim için ..   Ailesi için çok fedakarlık yapan bir babanın hikayesidir. Devamı

17 10 2012

Neyse - Siyah

Klibe bayıldım. Melodi ve sözlerin uyumuna, animasyonlara da öyle. Müzik yaptığını sanıp, gündemlerden düşmeyen kalitesiz sanatçılar yerine, böyle amatör gruplara şans verilse keşke.. Kitabın başında yazan,  " De Te Fabula Narratur "  Latince'de, Anlatılan senin hikayendir .   Sonunda yazan " Acta Est Fabula "  ise, Oyun bitti .     Devamı

17 10 2012

Karapaks - Al Beni

  Kadınlarla erkekleri birbirinden ayıran şey de bu zaten. Galiba bu. Kadınlar can vermekte usta, erkekler can almakta .. Devamı

17 10 2012

Bugüne kadar okuduğum en güzel kitap .

Bugüne kadar okuduğum en güzel kitap . |  görsel 1

Şubat 2012'de okuduğum, bambaşka duygular yaşatan, her bölümünde hüngür hüngür ağlatan, o şahane kitap. Yazarının ilk kitabı olmasına rağmen, ancak bu kadar etkileyebilir insanı. Afganistan, Kabil, oralarda yaşamlarını yitiren insanlar, savaşlar, göçler ..  Bunların yanında anılar, gerçek dostlar .. Hepsini çok daha iyi anladım bu kitapla. Emir ve Hasan . Kabil'in Sultanları .. Nar ağacı altında okunan, Firdevsî'nin Şehname'si. Rüstem ile Sohrab. Baba, Ali, Rahim Han, sadist Assef .. Sohrab... Her biri apayrı etkiledi beni. Hasan gibi bir dost diledim. Neden bu kitabı okumakta bu kadar geciktim dedim. Ardından filmini izledim. Filmler kitaplar kadar etkilemez beni. Ölmeden önce okunması gereken kitaplar arasında o .. Uçurtma Avcısı  Khaled Hosseini        " Senin için bin tane olsa yakalarım "   ... Devamı

17 10 2012

Daima Gülümse (:

En net öğrendiğim şey açık, daima gülümsemek . Ne kadar acı çeksem de, ihanete uğrasam da, aşkım son bulsa da, hayal kırıklıklarını fazlasıyla yaşasam da, sonunda dostlarımla güldüğümde, mutluluğu bulduğumu anladım.  Herkese bunu söylüyorum, hayat ağlamak ve üzülmek için çok kısa.  En küçük anlardan bile mutlu olmayı başarmalı, kahkahalarımızı, gülücüklerimizi yüzümüzden eksik etmemeliyiz. Hem gülmek bedava ve ömrü uzatıyor.  Neden gülmeyelim ki ? Nefes alıyorsak, hiçbirşeyin sonu değil.  Devam eden hayatınızda, sadece gülümseyin. Çünkü, tekrar söylüyorum, " Hayat ağlamak ve üzülmek için çok kısa. " ... Devamı

17 10 2012

Unutulmaz Sakızlar .

Unutulmaz Sakızlar . |  görsel 1

Nasıl severdim o sakızları. Bir tanesi de yetmezdi tüm paketi aynı anda çiğnerdim. Her seferinde üzerinde farklı bir resim olanı alırdım. Kuzenimle hatırladık geçen gün. Çocukluğumuzu özledim. Devamı